Kapat
Arama yapmak için en az bir kelime giriniz.
Başa dön

En Büyük Devrim, En Büyük Bayram!

Bugün, Kuvay-i Milliye destanıyla doğan Cumhuriyetimizin 97. yaşını, bağımsızlığımızın mimarı ve Cumhuriyetimizin  kurucusu, eşsiz vizyonu ile ulusumuzun büyük önderi, Ata’mız, Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle anarak kutluyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1933 tarihinde, cumhuriyetin 10. yılı kutlamalarının yapıldığı Ankara Hipodromu’nda verdiği nutukta: Türk Milleti! Kurtuluş savaşına başladığımızın 15’inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!” sözleriyle  29 Ekim’i en büyük bayram olarak nitelendirmiştir. Bu bayram, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, Türk halkının Kurtuluş Savaşı’nda yedi düveli dize getirdiği direnişin; ülkeyi aydınlığa ve çağdaşlığa kavuşturan kuruluş ve kurtuluş mücadelesinin; bağımsızlığımızın tapusu olan  devrimlerimizin ve 20.yy’da milletimizin tarihe yazdığı destanın adı oldu.

Bu bir destan… Bizim destanımız…Öyle bir destan ki; bir eşi daha yazılmadı bugüne kadar. Biz yazdık!…Yedi düvele karşı… Ateşe ve ihanete karşı İzmir’de, Aydın’da, Adana’da, Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te ve vatanımızın her yanında direnen, emperyalizme boyun eğmeyen; “zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur” denilen Kuvay-i Milliye ruhuyla halkımız yazdı.

İşgal altındaki bir ülkeyi bağımsızlık meşalesi altında toplayan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a adım atışı ile kurtuluş ateşini yakarak Cumhuriyet’e giden yolun ilk taşlarını döşedi. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışı ile yeni bir anayasanın hazırlanması; 29 Ekim 1923’te ise Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle parçalanmış ve yokluk içindeki bir imparatorluktan, tüm dünyanın saygı duyduğu, çağının ilerisinde bir devlet yaratarak tarihi yeniden yazdı.

 « Dört nala gelip Uzak Asya’dan

       Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

                                   bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

       ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

                                   bu cehennem, bu cennet bizim.

       Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

       yok edin insanın insana kulluğunu,

                                   bu dâvet bizim…

       Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

       ve bir orman gibi kardeşçesine,

       bu hasret bizim…»

X