Hepimizin genel kültürüne çok şey katan öğretici bir gezinin daha sonuna geldik. Son gün izlenimlerimiz...
Sabah güneşli bir günde uyandık. Perdeleri açtığımızda uzun zamandır özlemini çektiğimiz bahar havasını hissetmek günümüzün güzel geçeceğinin göstergesiydi. Deniz kenarında, sağlıklı bir kahvaltıdan sonra, Antik Kent’e gitmek üzere yola çıktık.
Kendimizi kocaman bir çukurun önünde bulduk, rehberimiz Levent Bey, Roma döneminde bu çukurun insanları içine atarak cezalandırmak için kullanıldığını ve bu nedenle buraya “Kanlıdivane” adı verildiğini söyledi. Bir kısmımız çukura inerek zorlu yollardan geçti. Bu bizim için çok güzel bir deneyim oldu. Antik Kentin tüm kalıntıları arasında bulunan kiliseler, su sarnıçları, değirmenler, mezarlar ve o dönemde yaşayan insanlardan kalan izleri inceledik.
Oradan Antik Tiyatroya gittik ve okulumuzun Fransızca tiyatro ekibi, oyunlarından birkaç sahne sergilediler. Tiyatro cevresinde bulunan diğer antik kalıntıları, limon ve mandalina bahçelerini gezdik.
Sonra kendimizi mükemmel bir manzara karşısında bulduk. Kız Kalesi! Hikayesi aynı Kız Kulesi gibi olan, denizin ortasında görkemli bir kaleydi. Kız Kalesı karşısında fotoğraf çekimi konusunda eğitim aldık. Bu temiz deniz havasıyla yorgunluk attık.
Tatlı suyun denizle birleştiği, Akdenizin önemli balık merkezlerinden olan, Narlıkuyu’da, balık ve yerel lezzetlerden oluşan bir öğlen yemeği yedik.
Sonra Cennet-Cehennem’in bulunduğu bölgeye gittik. Bazı arkadaşlarımız burada bulunan develere bindi. Cehennem çukuru 120 metre derinliğinde ve sadece yukarıdan bakılarark izleniyordu. Herkes aşağıya rahatlıkla bakamadı. Sonra Cennet obruğuna gittik. Orada 400 merdivenli bir yoldan geçerek indik. 2 saat süren bir maceradan sonra Cennet obruğundan çıktık.
Artık dönüş vaktiydi. Tarsus’dan geçerken cezerye almak için durduk. Son olarak bir alışveriş merkezinde yemek molası verdikten sonra havaalanına doğru yol aldık.
Ilgın – Çisel (2B)
