Kapat
Type at least 1 character to search
Back to top

İstanbul'un Katmanları: Bizans'tan Osmanlı'ya Üç Durakta Bir Gün

Gezi kapsamında İstanbul’un önemli tarihî ve kültürel mekânlarını ziyaret ettik. Bu gezi sayesinde hem yeni bilgiler öğrendik hem de farklı medeniyetlerin izlerini yakından görme fırsatı bulduk.

İlk olarak Yerebatan Sarnıcı’na gittik. Sarnıcın loş ışıkları, yüksek sütunları ve etkileyici atmosferi hepimizin ilgisini çekti. Bizans döneminde su deposu olarak kullanıldığını öğrendik. Özellikle Medusa başlı sütunlar çok dikkat çekiciydi.

Daha sonra Ayasofya Camii’ni ziyaret ettik. Ayasofya’nın geçmişte kilise, cami ve müze olarak kullanıldığını öğrendik. Büyük kubbesi ve tarihî yapısı bizi çok etkiledi. İç mekândaki mimari detaylar ve süslemeler oldukça güzeldi.

Son olarak Sveti Stefan Kilisesi’ne yani Demir Kilise’ye gittik. Tamamen demirden yapılmış olması bizi şaşırttı. Kilisenin mimarisi çok zarif ve etkileyiciydi. Ayrıca İstanbul’daki Bulgar tarihî mirası hakkında bilgi edindik.

Hiva G.

 

 

İstanbul’daki tarihi mekânları ziyaret ettiğimiz keyifli bir gün geçirdik. İlk olarak  etkileyici mimarisi ve sütunlarıyla dikkat çeken Yerebatan Sarnıcı’nı gezdik. Sanat tarihine ilgi duymam sebebiyle, sarnıçta bulunan farklı sütunlar ve özellikle çeşitli tarzlarda yapılmış sütun başlıkları ilgimi çekti.

Daha sonra, tarihi ve kültürel açıdan büyük öneme sahip olan Ayasofya’yı ziyaret ettik. Bu yapının geçmişte hem kilise hem de cami olarak kullanıldığını öğrenince tarihteki önemini tekrardan anladım. Ardından, demirden inşa edilmiş olmasıyla dikkat çeken Saint-Stevan  Kilisesi’ni gezdik. Ziyaret ettiğimiz bu mekânlar hakkında birçok yeni bilgi edinme fırsatı bulduk. 

Bu gezi benim için oldukça öğretici ve anlamlıydı. İstanbul’un önemli tarihi yapıları hakkında bilgi edinmek ve bu yerleri yakından görmek benim için değerli bir deneyim oldu. En çok etkilendiğim yer ise, gizemli atmosferi nedeniyle Yerebatan Sarnıcı oldu.

Yasemin D.

 

Geçen hafta İstanbul’un en görkemli ve tarihiyle büyüleyici yerlerine gittik. Zaten bildiğim yerlerden oluşuyordu ve geziye gitmeden üç gün önce de Sultanahmet Meydanı’nı ve Yerebatan Sarnıcı’nı ziyaret etmiştim. Bu gezide kendi bildiklerimin üstüne birçok yeni bilgi ekledim ve benim açımdan oldukça yararlı oldu.

Bu gezide, ortaokuldan beri çok sevdiğim Ayasofya’nın tarihini daha detaylı bir şekilde işledik. Benim en çok ilgimi çeken de buydu. Çünkü asırlık bir yapının tarihi beni çok etkiliyordu. Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’un incisi olan Ayasofya’ya girmek beni çok heyecanlandırmıştı. Eskiden Ortodoks Hristiyanlığının kalbi olan, ardından camiye çevrilerek İslam ve Türk tarihinin en önemli yapılarından biri hâline gelen Ayasofya’nın içinde, Hristiyanlıktan kalan resimler ile Osmanlı’dan kalma yazılar ve süslemeler bulunuyordu. Bu da Ayasofya’nın kültürel açıdan birçok millete hitap ettiğini gösteriyordu. Böylece dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yeri görme fırsatımız olduğunu anladık.

Bu gezideki tek eşsiz eser Ayasofya değildi. Yerebatan Sarnıcı ve Demir Kilise’de de dünyada başka hiçbir eserde bulunmayan özellikler vardı. Örneğin, Yerebatan Sarnıcı’ndaki Medusa başlarının ters ve yan şekilde yerleştirilmesi oldukça dikkat çekiciydi. Rivayete göre İmparator I. Justinianus, putperestlerle alay etmek amacıyla Medusa başını ters koydurmuş ve “Tanrınız gerçekse kendisini düzeltsin.” demiştir. Ayrıca eskiden dünyada üç tane bulunan Demir Kilise’den günümüzde sadece Bulgar Kilisesi’nin ayakta kalmış olması da dikkat çekiciydi.

Bunun yanında, zamanının en büyük hipodromlarından biri olan Konstantinopolis Hipodromu’ndan günümüze kalan anıtları da görmüş olduk. Bu hipodrom, 1200’lü yıllarda Latin istilacılar tarafından yağmalanmış ve o tarihten sonra bakımsız bırakılarak yavaş yavaş toprağın altında kalmıştır.

Sadıkcan B.