Kapat
Arama yapmak için en az bir kelime giriniz.
Başa dön

3. ve 4. gün: kralın ışıltısı altında

Yoğun gezi programı ve şehrin keşfi devam ediyor, - tıpkı Avrupa’nın en güzel kalelerinden birinin kalbinde XIV. Louis’nin bir zamanlar hüküm sürdüğü gibi – gezilerimiz sırasında Paris’te hüküm süren güneşin de yardımıyla caddelerde, müzelerde ve anıtlarda geçirdiğimiz 10 saate rağmen grubumuz neşesinden ve enerjisinden bir şey kaybetmiyor…

12 Mayıs Perşembe

XIV. Louis’ye ufak bir sadakatsizlik: günümüz Montmarte’a yaptığımız sürpriz geziyle başlıyor. Yolda öğrenciler Moulin Rouge’un, café Amélie Poulain’in önünden, Abbesses meydanından geçtiler ve Paris’in en iyi dondurmacısına uğradılar… Dizi dizi merdivenleri çıktıktan sonra sonunda Tertre meydanında karakalemle resimlerini yaptırdılar ve Sacré Coeur’ün eteklerinde manzaranın keyfini sürdüler. Kiliseyi ziyaret ettikten sonra tüm Paris’i gözler önüne seren manzarada piknik yaptılar, bazı öğrenciler manzaradan bakarken Notre Dame’ı ve Pompidou Merkezini seçebildiler. Ardından Paris’in tek tiyatro topluluğu olarak XIV. Louis tarafından tayin edilen, Molière’in Illustre Théâtre tiyatro topluluğunu ziyaret ettik… Öğrenciler, Comédie Française tiyatrosunda değil ama sevimli bir tiyatro olan Porte Saint Martin’de Fourberies de Scapin’i izlediler… Oyun düzeninin anlaşılması ara ara zor olsa da, tiyatroya girmeden önce öğrencilerin beraberlerinde getirdikleri kitapçıktaki özeti konuşmuş olduğumuz için sıkıntı çekmediler. Ardından grup, Pompidou Merkezine doğru hareket etti, orada “sanat ve algı” adlı bir konferansa katıldılar. Matisse, Klein ya da Calder gibi ünlü sanatçılardan yorumlanan bazı eserleri keşfettiler. Muhteşem rehberimiz Colombienne, bir sanat eseriyle karşılaşma sırasında ortaya çıkan sürecin üzerine gitmeye ve onu anlamaya yarayan anahtarları bize teslim etti.


13 Mayıs Cuma

Kendimizi kralların, kraliçelerin, kralın maiyetinin, veliahtların ve veliaht eşlerinin yerine koymamız için bir gün… Günün tamamı Versailles Şatosunu, devasa bahçelerini ziyaretle geçti; Marie-Antoinette’in malikânesine gelene kadar uzun bir yürüyüş yaptık. Öğrendiğimize göre 1682’de XIV. Louis, maiyetiyle birlikte şatoya yerleşti; Avrupa’daki gücünün ve etkisinin en iyi göstergesi. XIV. Louis’nin hükümdarlık dönemi, çağının en iyi sanatçıları – bunlardan birisi de Molière – ile kuşatılmış olarak ayırt edilir. Versailles Şatosunda o dönemde, sanatçıların komedi oyunları, operaları temsil edilir ve ihtişamlı kutlamalar düzenlenirdi. Kudretli mutlak monarşinin sembolü olan La galerie des glaces bütün grubu büyüledi! Otele döndükten sonra öğrencilerin her biri İstanbul’a dönüş için çantalarını hazırladı, akıllarında Champs Elysées’de alışverişle geçirecekleri sabah vardı…

daha fazla+
X