Kaynaştırma etkinliklerini tamamlamak üzere Hazırlık C ve D sınıfları bir buçuk günlerini Büyükada’da geçirdiler.
Hazırlık sınıfları kaynaştırma etkinliklerimizin devamında, öğrencilerimiz iki günlerini öğretmenleri Mösyö Julian ve Aziz, Madam Işıl, İdil, Zeynep ve Meryem eşliğinde Büyükada’da geçirerek, çeşitli etkinliklere katıldılar.
Akşam da, yalnızca Fransızcalarını kullandıkları güzel bir etkinliğine katıldılar.
İki gün süren etkinliklerle öğrenciler birbirlerini daha iyi tanıma olanağı buldular.
Şimdi, bu etkinlikleri öğrencilerimizin gözünden değerlendirelim:
“Büyükada gerçekten çok eğlenceliydi. Büyükada’ya birçok kez gittim ama daha önce hiç bu sokaklarını ve bu yanını görmemiştim. Bence okul gezisi için çok uygun bir yerdi. 1 gün kalmamıza rağmen hiç geri dönmek istemedim. Tek sıkıntısı yağmur yağmasıydı ama bu da elimizde olan bir şey değil ki yağmurla bile eğlendim.
Kaldığımız otele gelirsek, konforlu ve sıcak bir ortama sahipti. Çalışanların güler yüzü, odalar her şey çok güzeldi. Arkadaşlarımla kaynaşabilmek için güzel bir deneyim oldu.”
Elif Aksoy – Ekin Toğaçar
“Vapurdan iner inmez meydandaki Princess Otel’e gittik. Bizi resepsiyondaki iki tatlı görevli abla bizlere yardımcı oldu. Büyük ve ferah odalarımıza yerleştik. Oyunlar oynadıktan sonra tekrar otele döndük ve akşam yemeğini yedik. Sabah 7 buçukta kalktık aşağıdaki yemekhaneye inip açık büfe olan kahvaltımızı ettik; yemekler yine taze ve lezzetliydi. Sundukları imkanlardan dolayı teşekkür ederiz.”
Eylül Demir – Buğra Sarar
“Çarşamba günü Büyükada’ya vardıktan ve otele eşyalarımızı yerleştirdikten sonra bizi üç gruba ayırdılar, 1. grubu M. Julian, 2.grubu Mme Işıl ve 3.grubu Mme Meryem aldı. Her gruba bir harita, nerelere nasıl gideceğimizi gösteren Fransızca bir yönerge, çekilmesi gereken fotoğrafların listesi, yolda gördüğümüz çöpleri atmak için bir çöp torbası verildi ve Büyükada’daki gezintimize başladık. Yönergeye ve haritaya bakarak gideceğimiz yerleri bulduk. Tabi bu biraz zor oldu. Biz ilerlerken eğer yanlış yola sapıyorsak yanımızda bulunan öğretmen hiçbir şey demiyordu ve sadece bizimle ilerliyordu, bundan dolayı yanlış yola girdiysek yanlış yola girdiğimizi anladığımızda o yolu tekrar geri yürümek gerekiyordu. Bu gezinti sırasında bazı yerlerde durup oyunlar oynadık. Bu oyunların bazıları Fransızca düzeylerimizi, bazıları fen bilgimizi, bazıları da fiziksel yeteneklerimizi ölçüyordu. Oynadığımız oyunlar üzerinden aldığımız puanlar ile günün sonunda kazanan takım belirlenecekti. Oyunlarda ve gezi sırasında bir takım halinde çalışmamız gerekiyordu, takım olarak ortak bir karara varmak zordu fakat yönergedeki her adımdan sonra karar vermek daha da kolaylaştı. Oyun sırasında bütün takımlar nereye gideceklerini tam olarak kestiremiyordu, olayı eğlenceli hale getiren buydu aslında. Sonuç olarak bu oyun hem Fransızca anlama becerimizi, hem yol bulma becerimizi (ki bu gerçek hayatta çok önemli olacak), hem kendimizden emin olmamızı, hemde takım çalışmamızda ki becerimizi arttırdı. Eğlenceli olduğu kadar faydalı bir oyundu da. Yönergede yapmamız gerekenleri ve oyunları bitirdikten sonra otele geri döndük ve akşam yemeğini beklemeye başladık.”
Betsy Ojalvo – Sarp Uzunoğlu – Kaan Akgül
“İlk olarak Mösyö Julian ve Madam İdil ile eşleştirme oyunu oynadık. Bize okuldaki hocaların isimleri, okulla ilgili bazı kuruluşların isimleri gibi isimler, o isimlerin açıklamaları ve o isimlerin görevlerini bulup eşleştirdik. Aynı zamanda birkaç kişi ise çekmemiz gereken fotoğrafların listesinin kelimelerini Türkçeye çevirdi. Oyun bitince harita ve yönergelerle oyunları oynamaya başladık. İlk olarak Mösyö Aziz ile beden eğitimi oyunu oynadık. Bir tarafta bir topluluk voleybol pasını düşürmeden 30’a tamamlamaya çalışırken bir taraftan bir topluluk elindeki tepside su dolu olan bardakları dökmeden merdiven inip çıkmaya çalıştılar. Tamamen herkes merdivenleri inip çıktıktan sonra oyun bitmiş oldu. Sonra yönergeleri kullanarak ikinci oyuna gitmeye başladık. Aynı zamanda yolda gördüğümüz ve listede olanların resimlerini çekmeye dikkat ettik. Sonra fen oyunu oynamak için tekrar yönergelere baktık. Yokuşlar çıktık, dik merdivenler çıktık ki çok yorucuydu. Biraz daha yürüdükten sonra baya bir tepeye çıkmıştık. O sırada yağmur yağamaya başladı. Tekrar bir yokuş çıktıktan sonra fen oyununu oynaya başladık. Oyununda alfabetik sırayla isimlerimizi ve karşılarına ismimizin baş harfiyle başlayan bir hayvanı, onun karşısına ise ismimizin baş harfiyle başlayan bir sıfat yazdık. Bir diğer fen oyunu ise sessiz sinema gibiydi. Hocalarımız bize bazı hayvanların isimlerini gösterdi ve biz de o hayvanın şekline bürünmeye çalıştık. Kim o hayvanı bilirse o tekrar bir hayvana bürünmeye çalıştı ve bu kimse bir hayvanı bilemeyene kadar devam. Fen oyunu bitince ise tekrar yönergelerle birazcık aşağılara indik. Tekrar yönergeleri takip ettiğimizde bir sonraki geldiğimiz yer Eski Rum Yetimhanesi’ydi. Onun önünde Türkçe oyununu oynamaya başladık. Oyunda amacımız birbirimizin yazdığı minik paragraflara akıp masalı devam ettirmekti. Biraz saçma konular ortaya çıksa da eğlenceliydi. Oradan bir Rum Kilisesi’nin önüne geldik. Orada bizimle birlikte gelen hocalarımız bize resimler gösterdi ve biz o resimlerin isimlerini aklımızda tutup bir kağıda yazdık. Bir sonraki oyunumuz ise içimizden bir arkadaşımızı seçtik ve hocalarımızın gösterdiği şekilleri çizdi bizlerde o çizdiği şeklin ne olduğunu bilmeye çalıştık. Bizce bu oyunlar çok harika ve çok eğlenceliydi.”
Selin – Ezgi – Şevval
“Akşam yemeğini yiyip odalara gittikten sonra bütün grupları akşam etkinliği için yukarıdaki salona çağırdılar. Hepimiz sabah oluşturulan üç gruba ayrıldık. İlk önce öğlen yapılan etkinlikten bahsedildi ve çekmemiz gereken fotoğraflar gösterildi. Daha sonra Zaz’ın söylediği “Je Veux” adlı şarkı çalmaya başladı. Madam Işıl bize şarkının sözlerini dağıttı ve şarkıyı söylemeye başladık. Gruplar şarkıyı önce hep beraber sonra da sırayla söyledi.
Bu etkinliğin bitiminde Madam İdil ve Mösyö Julian “Kırmızı Başlıklı Kız” kitabını alıp ortaya geçtiler. Mme İdil kitabı okurken M.Julian da kitabı canlandırdı. Çok eğlendik ve gecenin en güzel anlarından biriydi. Madam İdil kitabı okumayı bitirdikten sonra gruplardan kitabın en önemli beş bölümünü bir fotoğraf şeklinde canlandırmaları istendi. Her grup kararını verdikten sonra sırayla sahneye çıkmaya başladık. Beş saniye içinde hiç hareket etmeden sahneleri canlandırdık. Gruptaki herkes farklı yerlerde görev aldı. Üç grup da başarılı bir şekilde etkinliği tamamladı. Özellikle bu etkinlik çok eğlenceli vakit geçirmemizi sağladı. Arkadaşlarımızı komik hallerde görmek oldukça keyifliydi. Tiyatro etkinliğini de tamamladıktan sonra yerlerimize oturduk ve Mösyö Julian’ın öğlen oynadığımız oyunun sonucunu açıklamasını bekledik. Birinci grup şampiyon oldu ve grubunun ödülü ertesi sabah waffle ve dondurma yemekti. Gecenin sonunda hepimiz kendi odalarımıza gittik ve günü tamamladık.”
Ferit İskit – Kayra Başaran – Selin Tan
“Hepimiz saat 21.15’te akşam etkinliği için otelin en üst katına çıktık. Öğlen zamanında oluşturulan gruplar şeklinde oturduk. İlk etkinliğe başlamadan önce M.Julian öğle zamanında yapılan yarışmanın kazanan grubunu açıkladı ve kazanan 1. grup oldu. Kazanan grubun ödülü ertesi sabah bedava waffle yemekti. Sabah çekilen fotoğraflara baktık ve M.Julian ve Madam Işıl yaşanan komik olayları anlattı. Sonra da ZAZ adlı sanatçının “Je Veux” şarkısını söylemek oldu. Etkinlikte öğretmenlerimiz şarkıyı grup değiştirip söyleterek daha hareketli ve zor olmasını sağladı. Sonraki etkinlikte hepimiz “Kırmızı Başlıklı Kız” adlı hikayeyi 5 ana olay olarak canlandırdık. Her grubun hazırlanması için 15 dakikası vardı. Her sahnenin beş saniye içinde hazırlanması gerekiyordu ve beş saniye kıpırdamadan durulması gerekiyordu. Bu etkinliğin bitmesiyle akşam etkinlikleri sona erdi ve hepimiz oteldeki odalarımıza geri döndük.”
Begüm – Deniz – Hazal
“Sabah, kahvaltı edildikten sonra Bienal’e gittik. Ağaçlarla çevrili toprak bir yoldan geçtik, sonra kayalıkların üstüne çıktık (Kayalıklar sahilin üstündeydi). Ayrıca denizde birçok hayvan heykeli vardı. Bize fen kağıtları dağıtıldı ve bu kağıtlarda heykellerle ilgili soruları cevapladık. Heykellerin resmini çektikten sonra otele geri döndük. Otelden eşyalarımızı aldıktan sonra yemek yedik. Serbest zamanımız bittikten sonra vapura bindik ve bize verilen anketleri doldurduk.”
Ekin Özcan – Umut Yılmaz – Melis Aslanoğlu
“Gezinin ikinci günü bir sürü hayvan heykelinin denizin üstünde sergilendiği Bianel’e gittik. Orada neredeyse her hayvana ait birkaç heykel vardı. Çok ilginç ve değişikti. Burdaki hayvan heykelleri organik ve organik olmayan malzemelerden yapılmış ve hepside gerçekte olması gereken boyutlarında yaratılmış. Bin bir zahmetle yerleştirilmiş olmaları onları daha da görülmeye değer kılıyor bizce. Oraya inene kadar ki olan yol biraz dolambaçlı ama kesinlikle Büyükada’ya gelindiğinde görülmesi gereken yerlerden biri. Günün sonunda gün batımını seyrederken dinlenmek ve biraz soluklanmak için gayet güzel bir nokta.”
Batu – Ceren – Aslı
