Kapat
Arama yapmak için en az bir kelime giriniz.
Başa dön

Ayrılışının 82.Yılında Ata’mızı Saygı Ve Minnetle Anıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Büyük Atatürk’ün, aramızdan ayrılışının 82. yılındayız.

10 Kasımlarda saat 09:05’te sirenler çaldığında, saygı duruşuyla onu hatırlarken; Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini, milletimize kazandırdıklarını ve kazandırmak istediklerini doğru anladığımızdan emin olmak gerekir. Bu saygı duruşu sırasında, Ata’mızın şu cümlelerini zihnimizden bir kez daha geçirmeliyiz:

“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen erişemediğimizi; fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”  

Bilindiği gibi, 19.yüzyıl, Avrupa’nın, ekonomi, hukuk ve eğitim alanlarında büyük atılımlar yaptığı bir yüzyıldır. Avrupalı aydınlar ve yöneticiler, kendi toplumlarının 19. yüzyıldaki büyük gelişme ve dönüşümlerine öncülük etmişlerdir. Ne yazık ki, Osmanlı aydını ve yönetimi, çağın dinamiklerini ve dönüşümlerini, bilinçli bir şekilde tanımak ve çağla barışık yaşamayı başarmakta yetersiz kalmıştır. Mustafa Kemal Atatürk ise, Türk devletinin ulaşması gerektiği aşamayı, 20.yüzyılın başlarında şaşmaz bir sezgiyle görerek, yaşamda, en gerçek yol göstericinin bilim ve teknoloji olduğunu tespit etmiştir.

Ata’mız bu amacı daha somut olarak: “Büyük davamız, en medeni en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir.” şeklinde ifade etmiş ve refah toplumu olmayı hedef göstermiştir. Gerçekten de, 1920 ile 1938 yılları arasında sağlanan gelişme ve değişmeler, hem milletin birbiriyle kucaklaşması hem de çağ ile yarışmak düşüncesiyle “Atatürk Devrimleri” ile temellendirilmiştir. Devrimlerin uygulanması da milletin çağdaşlaşmaya katılması, devrimleri desteklemesi ve ona katkıda bulunması şeklinde olmuştur.

Atatürk’ün, Türk milletini büyük bir atılıma hazırladığı ve yönlendirdiği yüzyılda, Avrupa ve Asya’nın pek çok ülkesinde, totaliter rejimler veya diktatörlükler bulunuyordu. Böyle bir dünyada, Atatürk, yabancı bir gazetecinin sorusuna, “Ben kalpleri kırarak değil, kazanarak hükmetmek isterim.” diye cevap vermiştir.

Aynı çağda yaşayan, gerek kendi milletleri, gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı olan liderler, bugün ya unutulmuş ya da kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Atatürk ise, sevgi ve saygı uyandırarak, Türk milletini “Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmak” hedefindedir.

Yalnız 10 Kasımlarda değil; her daim, Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedefler tekrar tekrar konuşulmalıdır. Ülkemizin en zor anlarinda O’nun milli hedef ve stratejilerinin hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve değerinin çok iyi bilinmesi, Büyük Atatürk’ün ebedi istirahatgâhında huzur içinde yatması bakımından da önemli olacaktır. 

Tüm dünyayı kendine hayran bırakan bir lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün ardından, Fransız Le Temps gazetesi “Ölüm, yenilmezi yendi. Hâkim bakışlı, madenî mavi gözleri kapandı. Fakat muazzam eser bakidir ve Türk Cumhuriyeti’nin mazisi gelecek için teminattır.” diyerek Atatürk’ün ölümsüzlüğünün altını çizer.

Milletimizin özgürlük mücadelesi verdiği Kurtuluş Savaşı’nın önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlayışımızın 82’nci yıl dönümünde sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

İzindeyiz Ata’m.

 

X