Kapat
Arama yapmak için en az bir kelime giriniz.
Başa dön

10.Kültür ve Edebiyat Sempozyumu

"Yeraltı Edebiyatı ve Edebiyatta Polisiye" konulu 10. Kültür ve Edebiyat Sempozyumu, 6 Nisan 2013 Cumartesi günü davetlilerimizin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve edebiyatseverlerin katılımı ile gerçekleştirildi.

Okul müdürümüz Alexandre Abellan etkileyici konuşmasında “On yıl kısa bir süre değil. Sempozyumun ilk on yılında çağdaş edebiyatın birbirinden değerli isimleri bu sahnede yerlerini aldılar. (…) Kara roman, polisiye romanın alt türü olarak kabul edilebilir, polisiye roman ise edebiyatın bir alt türü… Edebiyatın kıyısında yer alan kara roman, toplumun kıyısında kalanları irdeler. Aykırılarla ve aykırı tutumlarla dolu bu tür, uygar toplumun canavarlarıyla buluşur. (…) Ferdinand Celine’nin, ¨Gecenin Sonuna Yolculuk¨taki yolculuğunun amacı, dönüşü mümkün kılmak değil, insanı ölümden sonra neyin beklediğini aydınlatmaktır. Yeraltı edebiyatında açığa vurulan, insan kaderini sorgulamak için yaşamın sınırlarını keşfetme isteğidir.” dedi.

Türk Müdür Başyardımcımız Mina Akcen, 10 yıl önce, edebiyat için, edebiyat öğretmenleriyle beraber ne yapabiliriz diye başlattığımız sempozyumun, bugün öğretmen katılımcıların sadece kitaplarından tanıdığı yazarlarla birebir buluşma fırsatı yakaladığı ve satır arasında kalan değerli bilgileri edinme imkanı kazandıkları bir etkinliğe dönüşmesinin öneminden bahsetti.

Ayrıntı Yayınları Genel Koordinatörü Abdullah Yılmaz, “Başlangıç tarihi verecek olursak 7 Ekim 1955’e gidebiliriz. Beat Kuşağı yazarları bu tarihte bir araya gelir. Edgar Allan Poe’da gotik edebiyat unsurları vardır; ancak başlangıç Beat Kuşağı’dır. 1957’de “Yolda” yayımlanır. Bu eser, bu türün en kült eseridir. Dostoyevski, Kafka insanın karanlıklarına girmiş; Victor Hugo, Paris lağımlarına dalmıştır.” dedi.

Altıkırkbeş Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Şenol Erdoğan ise, “Yeraltı yayımcılığı para kazanma düzeninden çok, elden ele dağıtım yoluyla kitleye ulaşmalıdır. Günümüzde underground edebiyat tamamen çeviriye dayalı.” dedi.

Ünlü karikatürist Metin Üstündağ, mizahın gerçeği biraz abartıp saptırması gerektiğinden bahsederek, beslendiği mizah kaynaklarından, yeraltı edebiyatçılarının kendisinin çıkardığı Öküz, Ot gibi dergilerde yazdıklarını söyledi.

Yazar ve tiyatro sanatçısı Ayşe Erbulak ise Agatha Christe gibi yazmaya çalıştığından, Ahmet Ümit’e hayranlığından bahsetti.

Yazar Esmahan Aykol ise konuşmasında polisiye diye bir tür olmadığından, romanın bir kurgu sanatı olduğundan sadece iyi roman-kötü roman, iyi edebiyat-kötü edebiyat ayrımı yapılabileceğinden bahsetti.

Sempozyumumuzun 10. yılında eski sempozyumlarımıza konuşmacı olarak katılan birçok ünlü ismin, duvarları siyah perdelerle kapatılan yeraltındaki Oda Galeri’de bizlerle olması hepimizi çok mutlu etti.

Daha detaylı konuşmacı metinleri için lütfen ek dosyaya bakınız.

daha fazla+
yazıyı paylaş
X