connexion
Lisemiz
Eğitim
Okul Hayatı
Öğrencilerin Yaşamı
Kültür ve Sanat
Küresel Eğitim
Yayın tarihi 26 Şubat 2006

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konuşma

Törenler ve Tarİh

29 Ekim 2005

Sayın idarecilerim, saygıdeğer öğretmen arkadaşlarım ve sevgili öğrencilerim, bugün 29 Ekim. Türk ulusunun en büyük bayramı olan Cumhuriyetimizin kuruluşunun 83. yıl

Sayın idarecilerim, saygıdeğer öğretmen arkadaşlarım ve sevgili öğrencilerim, bugün 29 Ekim. Türk ulusunun en büyük bayramı olan Cumhuriyetimizin kuruluşunun 83. yılı... Cumhuriyet bayramının iki önemli anlamı vardır: Birincisi her taraftan düşman işgaline uğrayan Anadolu’nun işgalcilerden kurtulması, ikincisi de demokratik ve laik bir cumhuriyetin ilan edilmesidir.

Mondros ateşkes antlaşmasından sonra ülke
topraklarımızın çok büyük bir bölümü düşman kuvvetleri tarafından işgal edildi.10 Ağustos 1920 günü, Osmanlı Devletine Sevr antlaşması hem de barış antlaşması adı altında imzalatıldı.Bu antlaşma masa başında Türk vatanının nasıl paylaşılacağının planıydı. Mart ayında ki toplantıya katılan Osmanlı heyeti alınan bu kararları imzalamadı. Ağustos ayında Osmanlı hükumeti tarafından gönderilen yeni heyet Sevr’i imzaladı. İtilaf devletleri hemen doğuda Ermenilere ve batıda Yunanlılara Anadolu’yu işgal emri verdiler. Kendileri de Anadolu’nun büyük bölümünü işgal ettiler. Bu adaletsiz ve saygısız Sevr, kurtuluş savaşının kazanılmasıyla hiçbir zaman yürürlüğe konulamadı. Ama, ne yazık ki Sevr düşüncesi hiç bir zaman yok olmadı.

Sevr’i imzalayan ülkelerin amaçları topraklarımızı paylaşmak, bizi esir etmek ve bizim vatanımızı ele geçirmekti. Dünyanın en büyük silah gücüne sahip olan bu ülkelerin hepsi birlikte saldırıya geçti. Hem de kendine ait bir şeyi alıyormuş gibi aymaz bir şekilde.. Modern silahlarla donatılmış orduları yetmezmiş gibi , sömürgelerinden topladığı ve neden buralara savaşmaya geldiklerini bilmeyen insan topluluklarını dünyanın dört bir yanından getirip üzerimize saldılar

Neden gelip bizimle Çanakkale de savaştığının farkında olmayan zavallı Avustralya ve Yeni Zelandalılar dedelerini anmak için her yıl Türkiye’ye geliyorlar. Amaçsız bir şekilde bize saldırtılan bu insanları anma toplantılarına yardımcı oluyoruz. Ülkemizi işgal etmek isteyenlere hizmet ettikleri halde.. Birinci Dünya Savaşında bizimle savaşa zorlanan bu insanlar , buralara neden geldiklerini şimdi bile açıklayamıyorlar. Biz ise köleliğin her türlüsünü reddeden bir ulusun evlatlarıyız. Hem kendimiz için hem de başkaları için.

19 Mayıs 1919 tarihi , Kurtuluş savaşının başlangıç tarihidir. 22 Haziran 1919 günü Amasya genelgesi yayınlandı. 23 Temmuz-5 Ağustos tarihleri arasında Erzurum kongresinde hareket stratejisi planlandı. 4-12 Eylül Sivas kongresinde hazırlıklar tamamlandı ve cumhuriyetin temelleri atıldı.

Ordumuzun silahları elinden alınmış, kutsal vatan toprakları işgal edilmişti. Uzun yıllar boyunca savaşlara katılan erkek nüfusumuzun çoğu ya şehit olmuş veya da sakat kalmıştı. Dolayısıyla daha çok kadın ve çocuklardan oluşan köy, kasaba ve şehirlerimizdeki halka, yüz yıllarca koruma altına aldığımız etnik guruplar tarafından, bir çok zulüm ve işkence yapılmıştır. Ticari hayatın tamamı da bu azınlıkların kontrolü altındaydı. Demir yolları tahrip edilmiş, köprüler yıkılmış ve Türk halkı yokluk içinde bırakılmıştı. Ulaşım araç ve gereçlerinden yoksun kalmış bir halk vardı. Kütahya , Uşak, Afyon ve Batı Anadolu da ki ekin tarlaları yakılmış, bahçeler yok edilmişti.

Türk ordusuna silah sağlamak için, işgal ordularının kontrolündeki İstanbul’dan gizlice silah kaçırmak zorunda kalmıştır. Kastamonu’nun İnebolu ilçesinden kağnılara yüklenen silah ve mühimmat kadınlar tarafından cephelere taşınmıştır. Çocuğunun örtüsü olan battaniyeyi, ıslanmaması için mermilerin üzerine örten Türk anasının hakkı ödenemez ve onun anısına saygısızlık yapılamaz.

Düşman, ülkemize saldırırken bir çok özelliğimizi hesap edememişti. ”Ezelden beridir hür yaşamış” Türk ulusunun, “Yurdunda tüten en son ocak sönmeden” hiçbir güce teslim olmayacağını , O’nun özgürlük sevdası için her şeyden vazgeçebileceğini düşünememiş ve Türk ulusun büyük önderini gözden kaçırmıştır.

Atatürk ; “Ben yaşamak için mutlaka bağımsız bir milletin evladı olarak kalmalıyım. Milletime dost olanlara güvenirim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen her hangi bir milletin de , bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım.” diyor Bu düşünceyi taşıyan insanlara” hangi çılgın zincir vuracakmış şaşarım.”

Bizim ulusumuz, az görünse de çoktur. Bizim ulusumuz, zayıf gözükse bile bağımsızlık söz konusu olunca çok güçlüdür. Bizi yönetenler zaman zaman “gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içerisinde bile olsalar” , yeri geldiğinde, varını yoğunu ortaya koyacak ulusal bir irade her zaman vardır.

23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da yeni hükumet kuruldu, başkanlığına Mustafa Kemal getirildi. Ankara hükumeti bir taraftan iç ayaklanmaları bastırırken bir taraftan da yerel güçler aracılığıyla ulusal direnişi başlattı. Ankara hükumetinin ilk askeri başarısı doğu cephesinde gerçekleşti. Ermeniler, daha önce Ermeni çeteleri aracılığı ile yağmaladıkları Doğu Anadolu’yu işgal ettiler. İşgal altındaki Doğu Anadolu, 29 Eylül 7 Kasım 1920 tarihleri arasında yapılan mücadele ile bu çeteci düşmandan temizlendi. Batı cephesinde ise düşman önce İnönü savaşlarıyla durduruldu.

23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihinde Yunan güçlerine büyük kayıplar verdirildi. Zamanın İngiliz hükumetinden her türlü desteği alan Yunan kuvvetleri , silahı , cephanesi ,yeterli yiyecek ve giyeceği olmayan ama azimli ve cesur bir ordu karşısında zor durumlarda kalıyordu. 26 Ağustos 1922 gününe kadar hazırlığını tamamlayan Türk ordusu, Mustafa Kemal Paşa’nın Kocatepe den yönettiği, Büyük Taarruzla Başkomutanlık Meydan savaşını kazandı. Bozguna uğrayan düşman ordusunun arkasından “ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” komutunu verdi. Başkomutan ve ordusu 9 Eylülde İzmir’e girdi.

23 Temmuz 1923 günü Lozan antlaşması imzalandı.6 Ekim 1923 günü İstanbul da ki işgal kuvvetleri Türk bayrağını selamlayarak buradan ayrılmak zorunda kaldı. Düşmanın yurttan ayrılmasından sonra Atatürk ve ulusumuzun temsilcileri yönetim şekli olarak cumhuriyeti seçtiler. Demokratik ve laik cumhuriyetimiz 29 Ekim 1923 günü ilan edildi. Atatürk’ün fazilet rejimi dediği cumhuriyet halkın egemenliğine dayalı, halkın inanç ve düşüncelerine saygılı bir yönetim biçimidir.

Türkiye Cumhuriyeti etnik kökeni ne olursa olsun, dini inancı ne olursa olsun vatandaşını koruyan bir anlayışla kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti ırk, din, mezhep,sınıf ayrımı yapmaz. Ben Türküm diyen herkesi vatandaş kabul eder. Cumhuriyetimiz, kendisine düşmanca davranmayan herkesi kucaklar.

Hain düşünceler ne taraftan gelirse gelsin, hangi ad altında yürütülürse yürütülsün, hangi araçlar kullanılırsa kullanılsın, kimler desteklerse desteklesin, dost görünenlerinde düşman olanlarında oyununa gelmeden bu mücadelemiz nesiller boyu sürecektir. Bazıları neden hep cumhuriyeti koruma endişesi taşıyorsunuz, diye soruyorlar. Çünkü bizim vatanımız çok kıymetlidir. Çünkü bizim vatanımız kıyıda köşede kalmış bir ülke değildir. Onlarca değişik kültürün yaşadığı önemli bir konumda ve dünyanın çok merkezi bir yerindedir. Bu yüzden düşmanı çoktur. Bu yüzden bir çok ulusun gözü vardır. Bu yüzden sürekli çelme takmaya çalışırlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman iç ve dış düşmanları olmuştur ve olacaktır. Yurdumuzu parçalamak isteyen Sevr sevdalıları her zaman olmuştur ve olmaya devam edecektir. Laik ve demokratik cumhuriyet düşmanları olacaktır. Bu düşman; bölücü olabilir, bu düşman işbirlikçi olabilir, bu düşman irticacı olabilir. Bunlar iç ve dış destekli olabilir. Dünyada söz sahibi olan bazı devletler , bölücü haritalar yayınlamaktadır. Ülke içinde bölücülük yapıp aşiret devleti kurma heveslileri olduğu gibi, din devleti kurmak için irticai faaliyetler yapanlar vardır. Osmanlı Devletini bölen, Arapların liderliğini Lawrence adındaki bir İngiliz casus yapmıştır. Lawrence çok iyi yetiştirilmiş; Arapça’yı ve Arap adetlerini iyi bilen birisiydi. Ama , o bir İngiliz idi. Bu tip taşeron casuslara karşı dikkatli olmalıyız.
Türkiye cumhuriyetini iç ve dış düşmanlara karşı koruma ve kollama görevi siz gençlere verilmiştir. Atatürk “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”diyerek bu kutsal emaneti size teslim etmiştir.

Bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yalnız konuşmakla , sadece duygusallıkla olmaz. Bizim cumhuriyetçi gençliğimiz; kültürlü, aydın, çalışkan, üretken, başı dik ve onurlu olmalıdır. Bir insan topluluğunu millet yapan şey kültürdür. Kültürel değerlerimizi bilmeli ve o değerlerimizi korumalıyız.. Ben cumhuriyeti ve bağımsızlığı seviyorum demek yetmez. Cumhuriyeti korumak için içtenlikle çalışmalı ve akıllı bir şekilde kendi haklarımızı korumalıyız. Yaşadığımız vatan için özveriden kaçınmamalı, Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu bu cumhuriyeti yüceltmek için mücadele etmeliyiz. Biz birlik olur, dostumuzu ve düşmanımızı tanıyıp, en ileri medeniyet seviyesine ulaşmaya çalışırsak, dünyada ki hiçbir güç, bizi vatanımızdan ayıramaz.

Ülkemize ve cumhuriyetimize karşı, hain emeller besleyenlere karşı uyanık olalım. Bu onurlu ulus bağımsızlığından asla taviz vermez. Ülkesi ve ulusuna saygısızlık yapanları tanır,onlara karşı başını dik tutmak için çalışır. Kimseye muhtaç olmaz. Kişiliğini, ulusal değerlerini, onurunu ayaklar altına aldırmaz. Atatürk’e verdiği sözde durur.

Bu aşk ve şevkle Atatürk’ten emanet aldığınız cumhuriyeti koruyacağınıza, hiçbir şeyden yılmayacağınıza,iç ve dış düşmanları tanıyacağınıza ve onların oyununa gelmeyeceğinize kendinizi ve ülkenizi yüceltmek için hiçbir özveriden kaçınmayacağınıza , yeri ve zamanı geldiğinde gerekli hamleyi yapacağınıza inanıyor ve sizlere güveniyoruz. Bayramınız kutlu olsun.

Galeri

cum.baycum. bay.cum.bay.

Aynı Bölümde

Dayanışma koşusu

20 Nisan 2006 - Belgrade ormanı

Ege gezisi

Haziran 2006 - Lise 1 - Efes, Pamukkale

Kanguru Yarışması

26 Mayıs 2006 - Lisenin bahçesi

Öykü Yazma Çalışması

2006 - Lise 3

Tevfik Fikret Müzesi inceleme gezisi

13 Haziran 2006 - Aşiyan Müzesi

Türkiye Gençler Eskrim Şampiyonası

6 - 10 Nisan 2006

Güncel Konular

2014 Diploma Töreni

Sene Sonu Karne Töreni

2014

19 Mayıs Töreni

2013-2014

18 Mart 1915 Çanakkale Şehitlerini Anma Töreni

Karne Töreni

1. Yarıyıl 2013-2014

10 Kasım’da Atatürk’ü Anlamak ve Anmak

© 2013 Sainte Pulchérie Lisesi - Çukurluçeşme Sok. No: 7 Parmakkapı 34433 Beyoğlu / İSTANBUL
Tel: 0212 244 25 36 / 292 00 01 - Fax: 0212 252 70 24 / 244 56 79
Web tasarım: Istanbul IT Services | Web geliştirme: Florent Merlet